Fecriati Edebiyatı: Türk Edebiyatının Aydınlanma Adımı

20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan Fecriati Edebiyatı şüphesiz Türk Edebiyatının önemli dönemlerinden olan bir edebi akımdır. Bu dönem aydınlanma, toplumsal değişim ve bilinçlenme gibi konulara değinerek Türk edebiyatına yepyeni bir soluk getirmiştir. Bu yazıda Fecriati Edebiyatı’nın doğuşu ve genel özellikleri üzerine bilgileri paylaşacağım.

Fecriati Edebiyatı Nedir, Nasıl Doğdu?

Fecriati Edebiyatı 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başları arasında ortaya çıkan bir edebi akımdır. Zira doğuşu Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine rastlar. “Fecriati” kelimesi Arapça kökenli olup, “geleceğin ışığı” anlamına gelmektedir. Bu isim, toplumsal uyanışı ve aydınlanmayı simgeler.

İşin hikayesi ise şu şekildedir: 1901’de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla edebiyatıcedideciler dağılır. Bu nedenle İkinci Meşrutiyet’in ilanına kadar bir boşluk oluşur. Meşrutiyet’in ilanıyla oluşan bu özgürlük ortamı, Fecriati edebiyatını oluşmasına zemin hazırlamıştır.

20 Mart 1909’da Bab-ı Ali’deki Hilal gazetesi matbaasında toplanan gençler bir topluluk oluşturmaya karar verir. Bu topluluğa Fecriati adı verilmiştir. Önce Ahmet Haşim’in önerdiği “Sinay-ı Emel” ismi düşünülmüştür. Fakat sonra Faik Ali Ozansoy’un önerdiği Fecriati adında karar kılınmıştır.

Yayın organı Servetifünun olmuştur. Fakat bu edebiyat uzun soluklu olmamış, 1911’de Milli edebiyatın doğmasıyla bitmiştir.

Fecriati Edebiyatının Genel Özellikleri

Yakup Kadri’nin sözcüsü olduğu, Sanat, şahsi ve muhteremdir, görüşüyle edebiyatımızda ilk defa bir topluluk “beyanname – manifesto” yayımlayarak edebiyat dünyasına adım atan bu sanatçılar Servetifünunculara tepki olarak çıktıklarını söylerler fakat onların devamıymış gibi görünmüşlerdir.

Şiirde sembolizmi, öyküde Maupassant’ı, tiyatroda ise H. İbsen’i örnek almışlardır.

Sanat alanında ortak bir fikir ortaya koymamaları, herkesin özgür takılması kısa sürede dağılmalarına neden olmuştur.

Şiirde ağır bir dil kullanmışlardır. Duygu, düşünce, üslup bakımından Servetifünuncuları taklit etmişlerdir.

Şiir dili konuşma dilinden uzaklaşmıştır.

Ölçü olarak aruzu kullanırlar.

Serbest müstezat, sone, terzarima nazım biçimlerini kullanırlar.

Servetifünuncuları Batı edebiyatını tam olarak tanımamakla suçlamışlardır.

Edebiyatımızı her yönüyle Batılı yapacaklarını anlatmışlardır.

Aşk ve doğa konuları üzerinde ağırlıkla durmuşlardır. Doğa betimlemeleri gerçeğe uygun  değildir.

Sanatçılar arasında her yönde birlik sağlayacaklarını Batı edebiyatıyla sıkı ilişkiler kuracaklarını ve Servetifünuncuları her yönüyle aşacaklarını söylemişlerdir.

Fakat Fecriaticiler yukarıdaki birçok ilkeyi gerçekleştiremeden kısa sürede dağılıp gitmişlerdir.

Edebiyatımızda ilk defa bir “beyanname – manifesto” yayımlayan topluluktur.

Yazı Önerisi:

Yorum yapın